Sabah kahvaltısında karşınızda oturan minik insana bakarken içinizden “Bu çocuk benden ne bekliyor?” diye geçiriyorsunuz. Oyuncağını uzattığında ne yapmanız gerektiğini, ağladığında hangi kelimeleri söylemeniz gerektiğini bilemiyorsunuz. Etrafınızdaki diğer anneler sanki bir kullanma kılavuzuyla doğmuş gibi görünürken, siz hâlâ bu küçük insanın duygusal alfabesini çözmeye çalışıyorsunuz. İçinizdeki bu sessiz çaresizlik, kimsenin yüksek sesle söylemediği ama birçok annenin yaşadığı gerçek bir deneyim.
Duygusal Bağın Kurulamaması Annelik Başarısızlığı Değil
Toplum, anneliğin içgüdüsel olduğu mitini o kadar derinlere işlemiş ki, duygusal bağ kurmakta zorlanan anneler kendilerini kusurlu hissediyor. Oysa araştırmalar, yeni annelerin yaklaşık yüzde 15 ila 20’sinin doğum sonrası dönemde duygusal bağ kurma güçlüğü yaşadığını gösteriyor. Bu, beyninizdeki kimyasallardan geçmiş deneyimlerinize, destek sistemlerinizden uyku düzeninize kadar onlarca faktörün etkileşiminin sonucu.
Duygusal bağ kurmakta zorlanmanızın nedeni kötü bir anne olmanız değil. Belki de siz büyürken duygularınızın adını koyan, hislerinizi onaylayan bir yetişkin yoktu yanınızda. Kendi duygusal dünyasına yabancı olan bir anne, çocuğunun duygusal dünyasına nasıl tercüman olabilir ki?
Çocuğunuzun Duygusal İhtiyaçları Sizinkinden Farklı
İşte burada işler karmaşıklaşıyor: Siz sessizlikte rahatlarken, çocuğunuz belki de yakınlık için sürekli fiziksel temas arıyor. Siz mantıksal çözümler sunarken, o sadece “Anladım, zor geldi sana” cümlesi bekliyor. Bu uyumsuzluk sizi yetersiz hissettiriyor, oysa aslında sadece farklı duygusal diller konuşuyorsunuz.
Küçük çocuklar henüz kelimelerle ifade edemedikleri duygularını davranışlarla gösterir. Aniden oyuncaklarını fırlatan çocuğunuz “Ben kötü bir çocuğum” demiyor; “Şu anda çok büyük bir hayal kırıklığı hissediyorum ve bununla nasıl başa çıkacağımı bilmiyorum” diyor. Bu dili çözmek, özellikle kendi duygularınızla bağlantı kurmakta zorlanıyorsanız, inanılmaz güç istiyor.
Duyguları İfade Etmenin Yeni Yolları
Kendinizi “Seni çok seviyorum” derken sahtekar gibi hissediyorsanız, bu kelimeleri zorlamanıza gerek yok. Duygusal bağ her zaman büyük jestlerle kurulmaz. Bazen çocuğunuzun en sevdiği meyveyi hatırlamak, ayakkabılarını giydirirken onun hızına uyum sağlamak ya da düştüğünde paniklemeden yanına koşmak yeterli.
Çocuklar sevgiyi kelimelerden çok tutarlılıkta hisseder. Her gün aynı saatte yapılan basit rutinler, birlikte kitap okumak, banyo sonrası aynı ninnisi söylemek gibi alışkanlıklar çocuğunuzun duygusal güvenlik duygusunu inşa eder. Siz bu anları mekanik yaparken bile, çocuğunuz “Annem burada, öngörülebilir, güvenilir” mesajını alıyor.
Küçük Adımlarla Başlayın
- Duyguları adlandırın: “Üzgün görünüyorsun” veya “Sanırım şu anda sinirliydin” gibi basit cümleler. Hissetmeniz gerekmiyor, sadece gözlemleyin.
- Kendi duygularınızı paylaşın: “Bugün annelik yoruldum” demek zayıflık değil, çocuğunuza duyguların normal olduğunu öğretmek.
- Sessizce yan yana durun: Çocuğunuz ağlarken hemen çözüm üretmeyin, sadece fiziksel olarak orada olun. Varlığınız yeterli.
- Oyun aracılığıyla bağlanın: Kelimeler zor geliyorsa oyuncak arabalarıyla zemin üzerinde 10 dakika geçirmek derin bir bağ kurabilir.
Kendinize Karşı Nazik Olmanın Gücü
İçinizdeki o acımasız ses “Başka anneler bunu daha kolay yapıyor” dediğinde, bir durun. Karşılaştırma, duygusal bağın en büyük düşmanı. Sosyal medyada gördüğünüz o mükemmel anlar, çoğu zaman günün geriye kalan 23 saat 59 dakikasını gizliyor.

Kendinize karşı şefkatli olmak sadece size iyi gelmiyor; çocuğunuza da öğretiyorsunuz. Araştırmalar, ebeveynlerin kendine şefkat pratiklerinin çocuklarda benzer davranışları modellediğini ve ayna nöronlar aracılığıyla empatiyi artırdığını gösteriyor. Kendinize “Ben elimden geleni yapıyorum” diyebildiğinizde, çocuğunuz da gelecekte kendi zorluklarıyla karşılaştığında kendine şefkat gösterebilecek.
Profesyonel Destek Almak Cesaret İşidir
Eğer çocuğunuzla etkileşim kurmak sürekli olarak sizi boşluğa düşürüyorsa, bunun arkasında doğum sonrası depresyon duygusal bağı etkiler ve çözümlenmemiş travmalar veya bağlanma sorunları olabilir. Bir terapiste gitmek annelik kartınızı teslim etmek değil, çocuğunuza verebileceğiniz en değerli hediyeyi, duygusal olarak daha sağlıklı bir anne olmayı sunmak için çalışmaktır.
Özellikle ebeveyn-çocuk etkileşim terapisi ve bağlanma temelli terapi modelleri, duygusal bağ kurmakta zorlanan ebeveynlere somut araçlar sunuyor. Bu yaklaşımlar, sizi yargılamadan, adım adım çocuğunuzla nasıl bağ kuracağınızı öğretiyor.
Zamanın İyileştirici Rolü
Duygusal bağ her zaman ilk bakışta oluşmaz. Bazı anneler için bu bağ, çocuğun gülümsemesiyle gelir. Bazıları için ilk “anne” kelimesiyle. Bazıları içinse, çocuk okula başladığında veya daha da sonra. Her bağın kendine özgü bir zaman çizelgesi var ve sizinki “normal” olmak zorunda değil, sadece sizin olması yeterli.
Bugün kendinizi yetersiz hissediyorsanız, yarın farklı hissedebilirsiniz. Bu yolculuk doğrusal değil; iki adım ileri, bir adım geri gidebilirsiniz. Önemli olan vazgeçmemeye devam etmeniz. Çocuğunuz mükemmel bir anne değil, çabalayan, büyümeye çalışan ve orada olan bir anne istiyor. Bu satırları okuyor olmanız bile, çocuğunuz için daha iyi olmak istediğinizin kanıtı. Ve bu, başlangıç için yeterli.
İçerik Listesi
